An Duvarları


Müziği kapattı. Sadece sessizlik olsun istiyordu. Müzik önemliydi ama kafanın içindeki sesleri bastırmaması gerekiyordu, o nedenle susmalıydı. Gereken sessizliği sağladıktan sonra, kafadaki seslere kulak vermeye çalıştı, bir şey duyamadı. Yeni bir şey değildi bu, aksine uzun süredir başına bela olmuş bir illetti. Filmlerde ve dizilerde yapılan “flashback”leri düşündü. “İşte onlarda olduğu gibi, öyle film gibi zihnimin içinde net bir şekilde akıp gitseydi…” diye düşündü. O zaman bu kadar zor olmazdı. Zihin biraz arsızdı çünkü; işine gelmeyen detayları çaktırmadan geri dönüşüm kutusuna göndermekte üstüne yoktu. “Ah işte” dedi, “zamanında üşenmeyip her şeyi satır satır yazaydım…”. Bir yerden başlamak lazımdı.

O an.  Milyonlarca düşünceyi tek bir saniyeye sığdırdığı o an’ı düşündü. “Köprüden önce son çıkış” uyarısını gördüğü an’dı bu. Orada durup beklese ve doğru kararı verebilmek için düşünmeye kalksa, arkadan gelen sabırsız korna sesleri huzur vermeyecekti. Hâlâ aynı saniyenin içindeyken, “Buraya kadar geldim…” diyen bir ses, diğer tüm sesleri bastırdı ve ani bir kararla gaza basıp yola devam ettti. Öyle bir trafiğin içine girmişti ki, o trafik açılana kadar “Nereye gidiyorum ki ben? Neden gidiyorum? Gitmekle iyi mi ediyorum?” sorularını sormak aklına gelmeyecekti. Aklında tek bir şey olacaktı: “Haydi, yol bir an önce açılsın artık da işimize bakalım!”.

O trafik sonunda açıldı tabii ki. Ama beklediği rahatlama, tam olarak öyle bir şey değildi. Vardığı noktadan ve ileriye baktığında gördüklerinden pek hoşnut değil gibiydi. Yine de ilerlemeye devam etti, sağ şeritten, ağır ağır. Ama bu ağırlık bir süre sonra sağ şerittekileri dahi isyan ettirecek seviyeye ulaştı. O ise korna seslerinden çok kafasının içinde yankılanan sesleri dinlemekle meşguldü. “Köprüden önce son çıkış” resmi, saklandığı köşeden bir anda çıkmıştı ve o köşeye geri dönmeye pek de niyetli görünmüyordu. Ancak çok gerilerde kalmıştı o çıkış. Ona ulaşmak için çok daha zorlu bir dönüş yolunu göze almak gerekiyordu. Bir an, kafa sesleri ile korna seslerinin uyumsuz düetinden bunaldı ve ani bir kararla orta şeride geçti, geri dönmeye karar vermişti. Sol şeride geçmek o kadar kolay olmadı ama bir şekilde geçti, ilk ışıklardan da döndü. Henüz köprüye bile yaklaşmamıştı ki, cesareti kırıldı. “Onca yol geldim…” diye bir ses duyar gibi oldu ama kafasının içindeki çorbanın ürünü olan, mantıklı kılığına girmiş bu bahaneleri duymamak için müziğin sesini açtı ve ani bir u dönüşü yaptı. Ama fazla uzağa gidemeyecekti, hissediyordu.

Birden, bu sıkıntılı yolları tekrar hatırlamaktan sıkıldı. Yanlış bir an seçmişti, düşünmek ve anlatmak için. Daha gerilere gitmek lazımdı. Belki de hiçbir yere gitmeyip, sırf anlatmak için bir an yaratmak lazımdı. O uzun yollarda, sabrın peşine takılıp gözden kaybolmuş olan heyecanı geri getirecek an’lara ihtiyaç vardı. Böyle bir an tasvir etmeye çalışıyordu ama yaşanmış anlardan oluşan duvarları aşmak o kadar kolay değildi. Duvarlara tosladıkça, tasvir etmeye çalıştığı anların varlığına olan inancı zayıflıyordu. Vazgeçip yerine oturuyor, duvarlarla göz göze gelmemek için yukarı, gökyüzüne bakıyordu: “Belki bir balyoz düşer; ya duvarları yıkar ve ufkumu açar ya da kafama düşer ve kafamı kırar .”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s